Göztepe’nin pili yine Ocak’ta mı bitti?

Göztepeli herkesin cebine üç puanı koyduğu bir akşamdı. Rakip küme düşme hattında, tribünler umutlu, senaryo hazır… Ama sahada yazılan hikâye bambaşkaydı. Göztepe, evinde Eyüpspor ile 0-0 berabere kaldı. Maç sonu yükselen ıslıklar, aslında skor tabelasına değil; tekrar eden bir düşüş hikâyesineydi.
Futbol adına ne gördük? Açıkçası çok az şey.
Kora kor mücadele vardı ama topa değil, daha çok adama karşı. Pas oyunundan ziyade temas oyunu oynandı. Tempo bir türlü yükselmedi. Eyüpspor’un planı netti: Bir puan altın değerindeydi. Oyunun soğuması, topun geç oyuna girmesi, sık sık duran anlar… Hepsi işlerine yaradı. Buna sakatlık molaları da eklenince maç adeta parçalı bir film gibi ilerledi.
Daha ilk dakikalarda gelen penaltı beklentisi… VAR incelemesi derken geçen dört dakika… Ve ardından kaçan fırsat. Janderson mu kaçırdı, kaleci mi çıkardı? Doğrusu ikisi birden. O an gol gelse belki başka bir maç izleyecektik. Ama olmadı.
Ortalar isabetsiz, paslar dağınık, ceza sahası etkisizdi. Hücumda üretkenlik neredeyse yok denecek kadar azdı.
***
Yine de iki isim parantezi hak ediyor: 23 yaşındaki Arda Okan Kurtulan ve 20 yaşındaki Baran Ali Gezek. Onca yabancı oyuncunun arasında hem hücuma katkıları hem de savunmadaki dirençleriyle dikkat çektiler. Mücadele ettiler, sorumluluk aldılar. Bazen tabelaya yansımayan detaylar, geleceğe dair en büyük ipuçlarını verir.
***
Bu beraberliğe şaşırdım mı? Hayır.
Geçen sezonu hatırlayın. Ocak ayına kadar fırtına gibi esen, Avrupa potasını zorlayan bir takım… Sonra bir anda fren. Aynı senaryo bu sezon da mı devreye giriyor?
İki yıldır ocak sonrası düşüş tesadüf mü?
Belki net bir cevap yok. Ama güçlü bir ihtimal var.
Bu takımın kimliği belli: Çok koşan, çok savaşan, fizik gücünü sonuna kadar kullanan bir yapı. Sahada her şeyini veriyor. Ancak futbol sadece koşmak değil. Bazen topu koşturmak gerekir. Tempoyu ayarlamak, oyunu soğutmak, dinlenerek hücum etmek… Ayağa pasla ritim kurmak.
Bu yapılmadığında ne oluyor? Sezon ilerledikçe yıpranma artıyor. Kaslar değil sadece, zihinler de yoruluyor. Performans düşüşü kaçınılmaz oluyor.
Üstelik bu sezon iş daha karmaşık. Öne çıkan oyuncular satıldı. Yerlerine gelenler farklı liglerden: Alexis Antunes İsviçre’den, Filip Krastev İngiltere Championship’ten, Jeferson Brezilya’dan. Bu tempoya, bu oyun anlayışına alışkın olduklarını söylemek zor. Üstelik sezon ortasında geldiler; adaptasyon süreci için zaman yoktu. Sistem zor, tempo yüksek, beklenti büyük…
Uyum sorunu yaşayanlar ve sezonun yükünü çekenler bir araya gelince ortaya dalgalı bir grafik çıkıyor.
***
Peki bu böyle mi gidecek?
Bunu zaman gösterecek. Ama çözüm tamamen kader değil. Teknik heyetin oyuna küçük dokunuşlar yapması şart. Belki tempoyu daha akıllı ayarlayan bir plan, belki merkezde daha fazla pas opsiyonu, belki de rotasyonla fiziksel yükü dengelemek…
Çünkü görünen o ki mesele sadece bir maç değil. Mesele, ocak aylarında biten bir pilin hikâyesi.
Ve tribünlerin asıl korkusu şu:
Aynı filmi bir kez daha mı izliyoruz?

https://www.yenibakishaber.com/goztepenin-pili-yine-ocakta-mi-bitti

Exit mobile version